11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe 4. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Sayfa 102, 103, 104 Soruları ve Cevapları

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe 4. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Sayfa 102, 103, 104 Soruları ve Cevapları
Yazıyı beğendiyseniz lütfen Paylaşın


4. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcükleri yazınız.
1. Kant’a göre insanın eylemlerini belirleyen ve vicdanı tarafından verilen emirlere ödev denir.
2. Hegel, oluşum ve değişimi diyalektik yöntemine göre açıklar.
3. Montesquieu’ya göre iki toplum arasındaki ilişkiyi devletler hukuku düzenler.
4. Locke, mutlak monarşiye tepki olarak Liberal (Özgürlükçü) devlet modelini ortaya atmıştır.

B Aşağıda Romen rakamlarıyla verilen filozof isimlerini harf üe verilen felsefî kavram, akım ve eser isimleriyle eşleştirerek doğru harfi parantez içine yazmız.

Cevap:  I-c  II- d  III- a   IV- b  V- ç

Aşağıda verilen açık uçlu soruların cevaplarını ilgüi alanlara yazınız.

6. 18-19. yüzyıl felsefesinde insanlar için “aydınlanma” kavramıyla neler amaçlanmıştır?

Siyasal ve sosyal sorunlara önem verilmiştir. (Bunda Sosyalizmin etkisi görülür.) Yeni kültür ve insan tipi arayışlarına yönelme vardır. (Bunda da Sosyalizmin etkisi vardır.) Din ve geleneğe karşı olan tutum yaygınlaşmıştır. Olgulara dayalı bilim anlayışı geliştirilmiştir. (Pozitivizmin etkisi vardır.) Bu dönemde 5 akım karşımıza çıkar. Bu akımlar: İdealizm (Fichte – Hegel), Pozitivizm (Auguste Comte), Romantizm (Schelling – Hegel), Nihilizm (Nietzsche), Diyalektik Materyalizm (Karl Marx)

7. “Aklını kendin kullanma cesaretini göster.” sözüyle Kant’ın 18-19. yüzyıl felsefesine olan etkisi nedir? Açıklayınız.

Aklını kullanma cesareti gösterenlerin sayıca üstünlüğü ele geçirmesi Çünkü aklını kullanan, şüphe eder, sorgular, eleştirir. Çünkü aklını kullanan, iradesini başkasına teslim etmez, körü körüne itaat etmez, sorumluluk alır. Çünkü aklını kullanan, kendini bir özne olarak görür; değişimin, dönüşümün kendinden başlayacağını bilir.

8. Bilgi konusunda 18-19. yüzyıl felsefesinde öne çıkan felsefi akımlar nelerdir?

a-) İdealizm (Fichte – Hegel): İdealizmin kurucusu Platon’dur. İdealizm düşünceyi esas alır. Felsefi problemleri düşünceyle açıklarlar. Metafiziğe yer verirler. Empirizm ve Pozitivizme karşıdır. 19.yy temsilcileri Fichte ve Hegel’dir.
b-) Pozitivizm (Auguste Comte): Çıkış noktası Kant’ın “Metafizik bilim olamaz” düşüncesidir. Buna bağlı olarak Comte, felsefenin metafiziği bırakıp olgulara dayanmasını savunur. Felsefenin alanı gözlenebilen ve ölçülebilen somut varlıklarla sınırlıdır. Metafiziği tamamen reddederler. Her şeyi maddesel olarak görürler. Pozitivizm bilimlerin gelişmesiyle beraber ortaya çıkmıştır. Kurucusu Auguste Comte’dur.
c-) Romantizm (Schelling – Hegel): Çıkış noktası Kant’tır. Varlık, insan aklının ve duygularının dışarı vurumudur. Aydınlanma dönemi olan 18.yy’ın salt akılcı görüşlerine tepki olarak doğmuştur. Bilimin insan ruhunu sınırladığını ve daralttığını söylerler. Temsilcisi Schelling, Hegel ve Musset’tir.

9 ve 10. soruları aşağıda verilen metne göre cevaplayınız.

Onur Uca, “Akışlar ve İlişkiler” adlı eserinde fabrika çalışanlarına iki tip soru yöneltmiştir.
A) Sizce adalet iki adet çikolatayı birer birer olacak şekilde iki çocuğa vermek midir?

Yoksa iki adet çikolatayı iki çocuk arasında yapılan koşu yarışında kazanan çocuğa vermek midir?

B) Çalıştığınız fabrikada ikramiye veya prim dağıtılmasına karar verildi. Dağıtım nasıl olmalıdır, herkese eşit mi yoksa pozisyona göre mi?

İlk soruya yanıtlar, çikolatanın her çocuğa verilmesi gerektiği ve çocukların yarış ortamına alınmaması yönünde olmuştur. İkinci sorunun cevabı ise pozisyona uygun olarak iş ortamında durumların farklı geliştiği şeklinde olmuştur. Profesyonellik ve iş ahlakı bağlamında adaletin farklı uygulandığına dair duygusal yorumlardan uzak yanıtlar gelmiştir.
9. Her iki tip soru için de adalet ve eşitlik kavramlarına yapılan vurgular nelerdir?

Acaba adalet herkes için mi geçerli olmalıdır hak edene mi verilmelidir ve eşitlik göreceli midir soruları sorulmaktadır.

10. Metinden hareketle Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi’nin etkisi altında felsefede ortaya çıkan eşitliğe dayalı toplum düzenini değerlendiriniz.

Herkesin bazı yönlerden eşit haklara sahip olduğu ve adaletin herkese aynı mesafede olması gerektiği ancak ödül sisteminin ise hak edene verilmesini savunmaktadır.

11. J. J. Rousseau, “Emile” adlı eserinde “Her zaman söylediğimi yine söylüyorum, çocuğunuzu özgürce koşup oynayabilmesi için kırlara götürün. Özgürlüğün sağladığı rahatlık duygusu birçok acıyı unutturur.” sözüyle çocukların eğitimi için doğa ile özgürlük arasında nasıl bir bağ kurmuştur? Açıklayınız.

Toplum sözleşmesi ile bir araya gelen insanlar sonrasında çıkartılan yasalara uymak zorundadırlar. J. J. Rousseau’nun “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur.” Sözü de filozofun doğal yaşamdan yana olan görüşlerin neticesinde söylenmiştir. Günümüze geldiğimizde insanların tüm hak ve özgürlükleri belli yasa ve kanunlarla güvence altındadır. Her toplumun kendine özgü belli kuralları vardır ve kişiler bu kurallara uymak zorundadır. Aksi halde kargaşa ve düzensizlik oluşur, buda beraberinde birçok problemi beraberinde getirir. Bu nedenle insanın her ne kadar özgürlüğü kanunlarla güvence altına alınmış olsa da kendi istediği gibi davranması mümkün değildir.

12. Aşağıdakilerden hangisi 18-19. yüzyıl felsefesinin özelliklerinden biri değildir?
A) Din ve geleneksel düşünce eleştirilir.
B) Otoritelere tam bağlılık vardır.
C) Akıl, en önemli unsur olmuştur.
D) Düşünce özgürlüğü gelişmiştir.
E) Laik dünya görüşü gelişmiştir.

CevapB

13. J. Locke, “İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme” adlı eserinde “İnsan zihni doğuştan boş bir levha gibidir.” sözünü hangi felsefe akımının görüşlerini eleştirmek için söylemiştir?
A) Sezgicilik B) Kritisizm C) Pozitivizm D) Empirizm E) Rasyonalizm

Cevap: E

14. Atatürk’ün siyasi düşünce yapısının oluşmasında en çok yararlandığı aydınlanma düşünürleri arasında J. J. Rousseau gelir. Rousseau’ya göre toplum hayatı, halk ile yönetenler arasında yapılan bir antlaşmaya dayanmalıdır. İktidar ve millet de halkın iradesine uymak zorundadır.
Metinde verüen düşünce Atatürk’ün aşağıda verilen hangi sözüyle ilişkilendirilebilir?
A) “Adalet mülkün temelidir.”
B) “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
C) “Bir millete hizmet eden onun efendisi olur.”
D) “Özgürlük ve bağımsızlık milletimin karakteridir.”
E) “Türlder demokrat, hür ve mesul vatandaşlardır.”

CevapB

15. Hegel’in “Tinin Fenomenolojisi” adlı eserinde geçen “Gerçek olan akılsal, akılsal olan gerçektir.” sözüne aşağıdaki yargılardan hangisi anlamca daha uzaktır?
A) Gerçek, aklı oluşturur.
B) Gerçek, akılla anlaşılır.
C) Gerçek, akim ürünüdür.
D) Aklın dışında bir gerçeklik yoktur.
E) Akıl dışı olanlar gerçek de olamaz.

Cevap: A

16. J. J. Rousseau’nun “Toplum Sözleşmesi” adlı eserine göre doğal yaşamdan toplum düzenine geçiş insanın davranışındaki içgüdünün yerine adaleti koyar, daha önce yoksun olduğu değer ölçüsünü ona verir. Ancak ödevin sesi iç tepkilerin hak da isteklerin yerini alınca o güne kadar yalnız kendini düşünen insan başka ilkelere göre davranmak, eğilimlerini dinlemezden önce akima başvurmak zorunda kalır. İnsan bu durumda doğadan sağladığı birçok üstünlüğü kaybetse de insanın yetileri işleyip gelişir, düşünceleri açılır, duyguları soylulaşır ve baştan başa ruhu yükselir. Metne göre aşağıdakilerden hangisi toplum düzenine ait bir durumdur?
A) Eğilimler, insan aklını geride bırakır.
B) İnsan, yalnızca kendi isteklerini gözetir.
C) İnsana sağladığı bazı üstünlükler vardır.
D) Adalet zorunlu hâle gelir, düşünceler açılır.
E) İnsanın davranışları içgüdüsel biçimde gelişir.

CevapD

17. J. Hyppolite, “Marx ve Hegel Üzerine Çalışmalar” adlı eserinde birey, karşıt öğretisini kendisinin dışında ve kendisine özdeş görür. Birey yok olur ve yaşam döngüsünün tekrarlanmasını sağlayan başka bir varlık hâline gelir. Birey, kendisini karşıtı için ortaya koymakla örtük olarak kendi varlığını ortadan kaldırır. Çocuk ebeveynin karşıtıdır, çocuğun yaşamı ebeveynin yok oluşudur. Hegel, buna “yaşamın sonu gelmez döngüsü” der. Bu durumun olumlu tarafı bireyin gelişimi ve desteklenmesi anlamına gelen yeni bir bireyin dünyaya gelmesidir. Metinde anlatılan Hegel’in birey ve karşıtı görüşlerinin örneğine aşağıda- kilerin hangisinde rastlanmaz?
A) Efendi-Köle B) Doktor-hasta C) Yöneten-yönetilen D) İşçi-işveren E) Sevilen-seven

Cevap: B

18. Aristoteles’e göre “Bu, bir masadır.” dendiğinde karşılaşılan nesne, aklın kalıpları olan kavramlar sayesinde belirginleşir. Aşağıda verüenlerden hangisi Aristoteles’in bilgi görüşüne benzemektedir?
A) Bentham, “Fayda sağlayan bilgi doğrudur.”
B) Hume, “Duyular ve ideler bilginin asıl kaynağıdır.”
C) Locke, “Bilgimizin tümünün temelinde deneyim vardır.”
D) Kant, “Algısız kavramlar boş, kavramsız algılar kördür.”
E) Hegel, “Bilgimize konu olan nesneler, mutlak bir zihnin eseridir.”

CevapD



admin

Talebemektebi bir sevdanın hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir