Canlıların Sınıflandırılması

Canlıların Sınıflandırılması
Yazıyı beğendiyseniz lütfen Paylaşın

Canlıların Sınıflandırılması

Canlıların Sınıflandırılmasının Nedeni Nedir?
Eşyaları ve diğer varlıkları gruplandırmak, insanlarda eskiden beri bulunan bir eğilimdir. Bundan dolayı canlılar da insanlar tarafından, her asırda, bilinen bazı özelliklerine göre sınıflandırılmışlardır.

Aristo kendi döneminde canlıları önce bitkiler ve hayvanlar diye ayırmış, sonra bitkileri kendi arasında; Otlar, Çalılar ve Ağaçlar olarak; hayvanları da kendi arasında Suda Yaşayanlar ve Karada Yaşayanlar olarak gruplandırmıştır. Bu ve benzeri sınıflandırmalar gelişerek günümüzde kullanılan son şeklini almıştır.


Sınıflandırma Yapmanın Faydası

Biyologlar canlıları gruplara ayırırken, onları daha iyi inceleyebilmeyi, incelenmemiş canlı çeşidi bırakmamayı hedeflemektedirler. Çünkü, gezegenimizde en az 2 milyon canlı türünün yaşadığı bilinmektedir. Bu kadar çok çeşidin tek tek incelenmesi mümkün değildir. O halde canlılardan, benzer özellik gösterenleri gruplara ayırarak, elde edilen bir bilgiyi o grubun tamamı için geçerli saymak en akıllı yol olmalıdır. Böyle yapılmasına rağmen, bugün, yine de bilinmeyen veya yeni yeni tanınan canlı türleri mevcuttur. Ayrıca; bugünkü sınıflandırma yöntemi ile canlı türlerine verilen latince adlar dünyanın her tarafında genellikle aynı şekilde kullanıldığından, bilim adamları arasında bir iletişim birliği sağlanmaktadır. Bir canlı çeşidi üzerindeki araştırma ve buluşlar diğer bilim adamları tarafından öğrenilerek aynı konuda tekrar çalışılmasına gerek kalmamaktadır. Bu da zaman israfını aza indirmiş olmaktadır. Canlıların sınıflandırılması konusundaki çalışmalar suni ve tabii sınıflandırma olarak iki ana grupta toplanabilir.

Canlılar Nasıl Sınıflandırılır?
Yeryüzünde milyonlarca canlı vardır. Bunların her birini incelemek çok zordur. Benzer özellikte olan canlıları bir grupta toplamak onları incelememizi kolaylaştırır. Bu nedenle canlılar benzerlik ve farklılıkları dikkate alınarak sınıflandırılmıştır.
Sınıflandırma yapılırken

  • Dış görünüşleri,
  • İç yapıları,
  • Hareket, beslenme ve çoğalma özellikleri göz önünde bulundurulmuştur.
Canlılar aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Bitkiler
  • Hayvanlar
  • Mantarlar
  • Mikroskobik Canlılar

1. Bitkiler
İnsan ve hayvanların en önemli besin kaynağı olan bitkilerin yaşam alanları çok geniştir. Kara ve su ortamlarında, çöllerde birçok bitki çeşidi vardır.
Nilüfer, kamış ve sazlar su ortamında yaşarken kaktüs çöllerde yaşar. Elma, gelincik, papatya, çam, eğrelti otu, çim, domates, salatalık, kabak, patlıcan vb. bitkiler ise kara ortamlarında yaşar.
Bir yerin iklimi, o yerde yetişen bitki çeşitliliğinde etkilidir. Örneğin, yurdumuzda farklı iklim türlerinin etkili olması nedeniyle çok çeşitli bitkiler yetişir. Çay bitkisi yalnızca Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yetişirken Akdeniz Bölgesi’nde yetişen turunçgiller iç bölgelerde yetişmez.
Bitkiler yapısal özelliklerine göre çiçeksiz bitkiler ve çiçekli bitkiler olarak sınıflandırılmıştır.

– Çiçeksiz Bitkiler –

Çiçekleri olmayan bu bitkiler ağaç diplerinde, nemli toprak yüzeylerinde, batakl>klarda ve sularda yaşar.
Karayosunları, çoğunlukla az güneş alan, nemli ağaç gövdeleri veya kaya yüzeylerinde görülen çiçeksiz bir bitkidir. Kökleri, su ve besin taşıyan yapıları yoktur.
Ciğer otu da nemli toprak ve ağaç gövdelerinde yaşayan çiçeksiz bitkilerdendir. Suyun toprak içinde korunmasını sağlar.
Eğrelti otu, atkuyruğu ve kibrit otları daha gelişmiş çiçeksiz bitkilerdir. Kara yosunlarından farklı olarak kök gelişmiştir. Yaprak ve gövdeleri olduğu için su ve besin taşıyan yapılara sahiptirler. Ormanlarda, nehir ve göl kıyılarında yaşarlar.

– Çiçekli Bitkiler –

Çevremizi ve doğayı güzelleştiren sebze ve meyveleri elde ettiğimiz en gelişmiş bitkilerdir.
Çiçekli bitkilerin kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi yapıları vardır. Bitkinin yaşamsal faaliyetlerini yürütebilmesi için bu yapıların her birinin ayrı bir görevi vardır.

2. Hayvanlar
Hayvanlar yaşama ortamlarına, vücut yapılarına, beslenme ve üreme şekillerine göre birçok şekilde gruplandırılabilir.
Bilim adamları, hayvanları omurgalı ve omurgasız hayvanlar olarak iki grupta incelerler. Vücudumuzun dik durmasını sağlayan ve vücudumuza şekil veren yapınıniskelet olduğunu biliyoruz. Omurga, iskeletin temel kısımlarından biridir, iskeletin diğer temel kısımları omurgaya bağlanır. Omurgasız hayvanlarda omurga yoktur.

– Omurgalı Hayvanlar –

Memeliler, omurgalı hayvanların en gelişmiş grubudur. Doğurarak çoğalır, yavrularını sütle beslerler. Akciğer solunumu yaparlar. Çoğunluğu karada yaşarlar, inek, fil, zürafa, at, deve, geyik otla; kurt, aslan, kaplan, çakal etle; fare, ayı hem etle hem de otla beslenen memeli hayvanlardır. Yunus, fok ve balina suda yaşayan memelilerdir.
Uçmalarına rağmen vücutları kılla kaplı olan yarasalar da memeli hayvanlar grubunda incelenir.
Genellikle memelilerin vücutları kıllarla iplidir.

Kuşlar, vücutları tüylerle kaplıdır. Ağız yerine gagaları vardır. Uçmalarını sağlayan kanatları vardır. Ancak tavuk, hindi, ‘devekuşu ve penguen gibi kuşların kanatları olduğu hâlde uçamazlar. Yumurta ile çoğalır, yumurtadan çıkan yavrularının beslenme ve korunmasını sağlarlar. Sularda beslenen kuşların gagaları geniş yapılı, ayakları perdelidir. Tohumla beslenen kuşların gagaları daha ‘küçüktür.

Sürüngenler, Ayakları köreldiği için sürüngenler adı verilmiştir. Yılanların hiç yokken kaplumbağa, timsah vekertenkeleler de küçük ayaklar vardır. Vücutları sert pullarla kaplıdır. Yumurta ile çoğalır, akciğer solunumu yaparlar.
Zehirli türleri bulunan yılanlar diğer hayvanlarla beslenirler. Nehir ve göllerde yaşayan timsahlar, balık, kuş ve zebra, keçi gibi memelilerle beslenirler. Kertenkeleler yapışkan dilleriyle böcekleri avlayarak beslenirler.
Vücutları sert pullarla çevrili olan kaplumbağaların karada yaşayanları otçuldur. Suda yaşayanlar ise küçük hayvanlarla beslenir.

Kurbağalar, hem karada hem suda yaşarlar. Vücutları nemli ve kaygandır. Akarsu ve göl kenarlarında sinek ve böcekleri yapışkan dilleriyle avlayarak beslenirler. Yumurtayla çoğalan kurbağaların
yumurtadan çıkan yavruları balığa benzer. Solungaçlarıyla solunum yapan yavruların büyüdükçe akciğerleri gelişir, ayakları çıkar. Kuyruk ve solungaçları kaybolarak ergin kurbağa olurlar. Ergin kurbağalar akciğer ve deri solunumu yaparlar.

Balıklar, suda yaşar, solungaçlarıyla solunum yaparlar. Sudaki çözünmüş oksijeni solurlar. Kuyrukları ve yüzgeçleriyle hareket ederler. Sudaki küçük canlılar ile küçük balıkları ve bazı su bitkilerini yiyerek beslenirler. Köpek balığı, hamsi, alabalık, palamut, kefal gibi değişik adlarla anılan çok çeşidi vardır.

– Omurgasız Hayvanlar –

Karada ve suda yaşayan birçok omurgasız hayvan vardır. Vücutları sert bir örtüyle kaplıdır.

Karada yaşayanlar; çekirge, kelebek, arı, sinek, pire gibi omurgasızlar, eklemli bacakları ile hareket eder. Bunlar karada yaşar.
Akrep, kırkayak,çıyan, solucan, salyangoz da karada yaşayan omurgasızlardandır.

Suda yaşayanlar; denizanası, midye, mercan, ahtapot, yengeç, sünger, ıstakoz, denizyıldızı suda yaşayan omurgasız hayvanlardandır. Yengeç, ıstakoz, midye gibi omurgasızların sert kabukları vardır.

Süngerlerin delikli vücutları vardır. Süngerler temizlik işlerinde ve ilaç yapımında kullanılır.

3. Mantarlar
Mantarların birçok çeşidi vardır. Ağaç altlarında gördüklerimizşapkalı mantarlardır. Sebze ve meyvelerde çok sık rastladığımızküf de bir mantar türüdür.
Mantarlarnemli yerlerde, çoğunlukla ormanlarda, çeşitliyiyeceklerin (ekmek gibi), meyve ve sebzelerin üzerinde yaşar.

Şapkalı mantar; ormanlarda, bahçelerde bulunur. Sap ve şapka olmak üzere iki kısımdan oluşur. İnce, ipliksi bir yapıya sahiptir. Sapın toprakla birleştiği yerden besinleri alır.

Küf mantarları; uzun süre açıkta bırakılan yiyecekler üzerinde hızla çoğalarak bir örtü oluştururlar. Küflü yiyeceklerin tadı ve kokusu değişir. Bu yiyecekleri yememeliyiz. Peynir küfünden penisilin adı verilen ilaç yapılır.


Maya mantarları; hamurun mayalanması ve peynir yapımında rol oynayan mantarlardır.

Bir miktar hamur mayasını ılık su ve şekerle karıştırdığımızda maya kabarmaya başlar. Çünkü şekeri besin olarak kullanan mantarlarhızla çoğalır. Bu sırada gaz kabarcıkları çıkar.
Maya mantarları uygun sıcaklık ve besin olan ortamlarda canlılık özelliği gösteri.Maya kuru iken yaşamsal faaliyetlerini sürdüremez.

Hastalık yapan mantarlar; bebeklerin ağzında pamukçuk denilen hastalığın nedeni bir mantardır.El ve ayaklarda kaşıntı ile başlayıp çatlaklara ve kanamalara neden olanmantar hastalığına mantarlar sebep olur. Saçkıran hastalığında da mantarlar rol oynar.

Not: İnsanlar gerekli besin (gübre) ve nemi sağlayarak şapkalı mantar üretirler. Bunlara kültür mantarı denir. Son yıllarda ülkemizde kültür mantarı üretiminde büyük bir artış vardır.

4. Mikroskobik Canlılar
Gözle görülmeyecek kadar küçüktürler. Yalnızca mikroskopta görülebilirler. Mantarlar gibi zararlı olanlarının yanında yararlı olanları da vardır.
Mikroskobik canlılar hava, su vetoprak gibi doğal ortamlarda, insan ve hayvan vücutlarında, besinlerde yaniuygun sıcaklık vebesin olan her ortamda yaşarlar.
Canlı vücutları sıcaklık ve besin açısından mikroskobik canlılar için yaşamaya elverişli yerlerdir.
Besinler de mikroskobik canlıların üremesi için uygun ortamlardır. Dışarıda bırakılan yiyeceklerde çoğalan mikroskobik canlılar besinlerin bozulmasına neden olur. Bu besinlerin kokuları ve görünümleri de bozuktur.
Deniz, göl ve okyanuslarda yaşayan bazı mikroskobik canlılar suyu oksijen bakımından zenginleştirir. Ayrıca buralarda yaşayan diğer canlılar için önemli bir besin kaynağı olur.

 

admin

admin

Talebemektebi bir sevdanın hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »