Kahraman Bakış Açısı Nedir? Özelikleri

Kahraman Bakış Açısı Nedir? Özelikleri
Yazıyı beğendiyseniz lütfen Paylaşın


Kahraman Bakış Açısı Nedir? Özelikleri

Anlatmaya bağlı metinlerde yazar, olayları okuyucuya aktaran bir anlatıcı kurgular. Kurgulanan anlatıcı olayları çeşitli pencerelerden görür ve yazarın izin verdiği kadarını okura ulaştırır. Anlatıcının baktığı pencerelerden yani bakış açılarından birisi de “Kahraman Bakış Açısı“dır.

Kahraman Bakış Açısı

Bu bakış açısında anlatıcı olayların içinde yer alan kahramanlardan birisidir ve bizzat hikayeyi yaşayan biri olarak birinci ağızdan olayları okuyucuya aktarır. Kahraman bakış açısında olaylar bir insan için geçerli olabilecek görme, duyma, hissetme, yaşama ve düşünme gibi özellikler çerçevesinde anlatılır. Bunun dışında insan yeteneklerini aşan herhangi bir anlatım söz konusu olmaz.

Kahraman bakış açısı ile olaylarla okuyucuyu buluşturan kahraman, anlatıdaki olayların merkezinde yer alan bir kişi olabileceği daha geri planda bırakılan bir kişi de olabilir.

Bu bakış açısının en belirgin özelliği ise birinci ağızdan yapılmasıdır. Yani diğer bakış açılarında üçüncü ağız kullanılırken burada birinci ağız (ben ağzı) ile “Ben yaptım, gördüm, seviyordum, geldim” şeklinde bir anlatım söz konusudur. Bu tarz anlatım ise bize bu metin türünün daha çok “Otobiyografik” bir özelliğe sahip olduğunu gösterir. Yani örneğin mektup, otobiyografi, günlük ve hatıra tarzında yazılan roman ve hikayelerde anlatım kahraman diliyle yapılmaktadır.

Diğer bakış açılarına göre olayların içinde yer alan kahramanın olayları aktarması okuyucu tarafından daha samimi bulunur. Bu nedenle yazar ile okur arasındaki iletişim daha güçlü olmaktadır.

Bu anlatım tarzında anlatıcının yani kahramanın olayın bilinmeyen yüzlerini anlatması pek mümkün olmadığı gibi kahramanın gelecekte ne olacağıyla ilgili ipucu vermesi de mümkün olmamaktadır. Yani imkanları oldukça kısıtlı olan bir bakış açısıdır.

Kahraman Bakış Açısı Örneği

Üç günden beridir hastanede yatıyordum. Artık buradaki hastalarla, yakınlarla ve doktorlarla arkadaş gibi olmuştuk. Geçenlerde göreve yeni başlayan doktorla da uzunca muhabbet etmiş dertleşme fırsatını bulmuştum. Ancak geçen günler içinde hastalığımın aynı şekilde devam etmesi yavaştan canımı sıkmaya başladı. Muayeneye gelen doktorların yüzündeki o umutsuzluğu görebiliyordum. Gün geçtikçe kontrole gelen doktorlar daha hızlı bir şekilde yanımdan ayrılıyor, yüzüme pek bakmıyorlardı.

Kaynak

admin

Talebemektebi bir sevdanın hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir