Yeni mRNA Aşıları Nasıl Çalışıyor?

Yeni mRNA Aşıları Nasıl Çalışıyor?
Yazıyı beğendiyseniz lütfen Paylaşın


mRNA aşıları, muhtemelen daha da yaygınlaşacak. Bu sebeple, nasıl çalıştıklarını bilmek faydalı olur. Amornrat Phuchom/iStock

Bu teknoloji, muhtemelen bazı diğer hastalıklarda da kullanılacak. Bu yüzden onları şimdi anlamak önemli.

COVID-19 salgını, el yıkamaktan polimeraz zincir tepkimesi (PCR) testlerine kadar her şeyi ilgi odağı haline getirdi. Fakat bu salgının sonraki aşamalarına geçtikçe, aşı kavramı gündeme hakim oldu. İnsanların bağışıklık sistemi ve aşıların bu sistemi nasıl etkileyebileceğine yönelik yapılan çalışmalar, genelde karmaşık ve bazen de mantığa aykırı gibi görünüyor. Bağışıklık kazandırmada mRNA’ya dayalı yeni bir yöntemin uygulanması, tüm bunları daha da karışık hale getiriyor.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden Acil Kullanım Onayı (AKO) kazanan iki aşı da mRNA aşısı. Bu aşılar içinde bulunduğumuz salgını sona erdirmedeki tek umudumuz olduğundan, nasıl çalıştıklarını ve neden sizin de aşı olmanız gerektiğini anlamak büyük önem taşıyor.

mRNA aşısı nedir?

Aşıların birkaç temel biçimi olsa da, esasında aynı amacı paylaşıyorlar: Gelecekte karşılaşabileceğimiz bir patojeni zorlanmadan yenmek için bağışıklık sistemimizi bazı araçlar ile donatma amacını. Bu durumu, vücudunuz gerçek şeyi görmeden önce yapılan bir alıştırma turu gibi düşünün.

Vücutlarımızda bu önleyici bağışıklığın gelişme biçimi, yapılan aşının tipine bağlı. Canlı organizmanın yer aldığı seyreltilmiş aşılar, bir patojenin zayıflatılmış halini hücrelerimize sunuyor. Protein altbirim aşıları ise kötü çocuğun sadece bir kısmını sunuyor ve bu sayede bağışıklık hücreleri, bir virüs veya bakterinin o kısmını nasıl tanıyacaklarını öğreniyorlar. Fakat mesajcı RNA’nın kısaltması olan mRNA aşıları, aslında hücrelerimize patojene ait bir proteini üretme talimatları sunuyor ve özünde kendi uygulama kuklalarını yapmalarını sağlıyor. Kendi hücrelerimiz, örneğin SARS-CoV-2’ye özgü virüs proteinini üretiyor ve sonrasında bağışıklık sistemimiz, bu proteinleri nasıl tanıyacağını öğreniyor.

Aşıların tarihi 1700’lü yıllara kadar uzansa da, mRNA aşılarına zemin teşkil eden ilk deneyler 1990’ların sonlarında yapılmış. COVID-19 salgınından önce insanlara sadece deneysel mRNA aşıları verilmiş ve bunların hiçbiri FDA tarafından onaylanmamış (Moderna ve Pfizer/BioNTech’in COVID-19 aşıları, aşıların güvenlik ve etkisini kanıtlamak üzere yapılan klinik deneylerden elde edilen verilerin gerektiği AKO kazandılar fakat bulguların, tam onay verilen ilaçlardaki gibi sıkı şekilde incelenmesi gerekmiyordu).

Peki tüm aşı tiplerinin nihai amacı aynıysa, hangisinin kullanıldığının ne önemi var? Bu sorunun cevabı, hedef patojenin niteliklerinin yanısıra aşının geliştirildiği zaman dilimine bağlı.

Canlı-seyreltilmiş veya etkisiz hale getirilmiş (ölü patojenlerden oluşan) aşılar, inflüenza gibi hızlı evrim geçiren patojenlere karşı diğer tip aşılardan daha etkili. Fakat bakteri ve mantar gibi daha karmaşık patojenler için canlı-seyreltilmiş aşılar üretmek zor.

Belli bir patojene yönelik uzun süreli bağışıklık oluşturulmasında, bir aşı tipi genelde diğerlerinden daha iyi oluyor. NOMIS Bağışıklık Bilim ve Mikrobiyal Hastalık Oluşum Merkezi’nin müdürü profesör Susan Kaech, bilim insanlarının böyle bir durumun ne zaman ve neden meydana geleceğini her zaman tahmin edemediklerini söylüyor.

Göz önüne alınması gereken bir diğer husus ise zamanlama. Bir aşının geliştirilmesi, genelde 5-10 yıl sürüyor ve farklı tip aşılar, diğerlerinden daha uzun zaman alıyor. Örneğin COVID-19 salgını sırasında mRNA aşısının geliştirilmesine öncelik verme kararı, diğer aşı tiplerinin etkisine yönelik endişelerden ziyade; daha çok hız ile ilgiliymiş.

CNRS-Lyon Üniversitesi’nde yer alan Doku Biyolojisi ve Tedavi Mühendisliği Laboratuvarı’nın müdürü Bernard Verrier’e göre mRNA aşılarının bu üstünlüğü, bağışıklığa sebep olma konusunda daha iyi oldukları anlamına gelmeyebilir; sadece hızlı oldukları anlamına geliyor. Bir mRNA aşısının ilk üretimi hızlı olmakla kalmıyor, aynı zamanda imalatı da tepkisel oluyor; yani hedef patojen mutasyon geçirirse, yerine hızlı ve kolay şekilde farklı bir mRNA dizisi geçirilebiliyor. (Henüz, Pfizer ve Moderna aşılarının ürettiği koronavirüs proteininin değiştiğini akla getiren hiçbir kanıt görülmemiş.)

mRNA aşıları nasıl çalışıyor?

mRNA aşıları, iki önemli bileşene sahip: Bunlardan biri mRNA dizileri, diğeriyse onları taşıyan lipid nanoparçacıklar. Adından da anlaşılacağı üzere lipid nanoparçacıklar, hücrelere daha kolay şekilde emilemilen ve mRNA dizilerinin tek başlarına yapabileceğinden çok daha uzun süre bozulmadan kalan ufak, yağlı parçacıklar.

Hücrenin içerisine girdiği zaman, ribozom adı verilen bir organel bu mRNA dizisini okuyor ve onu bir proteine çeviriyor. Bu işlem tekrarlandıkça, proteinlerden bazıları hücrenin dışına naklediliyor ve bazıları içeride kalıyor. Nihayetinde, bağışıklık hücrelerinin fark edeceği miktarda protein oluşuyor ve bağışıklık hücreleri, bu yabancı proteinlere sıkıca bağlanan antikorlar üretmeye başlıyorlar. Bu antikorlar, diğer bağışıklık hücrelerine gelip bu patojeni yok etmesi için işaret veren sinyal ışığı görevi görüyorlar. Yeteri miktarda antikor, enfekte olmuş bir hücreyi desteğe ihtiyaç kalmadan da alt edebilir.

Burada önemli olan şey, kişinin bağışıklık sistemi belirli bir protein için nasıl antikor yapacağını bildiğinde, bu bilgiyi bellek hücreleri biçiminde koruyacak olması. Eğer bu kişi o proteini barındıran bir patojenle karşılaşırsa, doğru antikorları üretme sürecinden geçmesi gerekmeyecek; bağışıklık sistemi, gidip doğrudan patejoni ortadan kaldırabilecek. Ayrıca mRNA aşıları, bir patojenin yalnızca ufak bir kısmını kodladığından; bu aşılar sizin enfekte olmanıza sebebiyet veremez.

Örneğin protein altbirim tipi aşılar gibi diğer aşılar, bağışıklık sistemini canlandıran bir bileşen olan yardımcı bir maddeden faydalanıyor. mRNA aşıları ise yardımcı maddelere ihtiyaç duymuyor çünkü mRNA dizileri, çift sarmallı RNA şeklindeki katışkılar ile beraber bağışıklık sistemini harekete geçiriyor.

Daha önce, mRNA aşılarına yönelik önemli bir endişe hasıl olmuş: Bu aşıların, etkisinin azalacağı düşünülmüş. Doğal savunma sistemlerinin, bu mRNA dizilerini proteinlere dönüşme fırsatı bulamadan önce kendiliğinden bozuyormuş. Fakat Verrier’in açıkladığına göre araştırmacılar, geçtiğimiz yıllarda bu mRNA dizilerini saflaştırma ve istikrarlı hale getirme konusunda ilerleme kaydettiler ve aynı zamanda daha ufak, daha tekdüze lipid nanoparçacıkları geliştirdiler.

Yine de mRNA, diğer aşıların bileşenlerine kıyasla hızla bozuluyor ve işte bu yüzden koronavirüs mRNA aşılarının düşük sıcaklıklarda tutulması gerekiyor. Verrier, mRNA aşılarının “genç bir teknoloji” olduğunu da söylüyor ve bunları üretmenin, diğer tip aşılara göre nispeten daha pahalı olduğunu belirtiyor. Fakat bu aşılar daha yaygın şekilde kullanıldıkça, fiyatları düşecek. İnsanlarda muhtemel herhangi bir yan etkinin değerlendirilmesi için daha fazla deneyin yapılması da gerekecek ancak mRNA’nın kan dolaşımında ne kadar kısa ömürlü olduğu düşünüldüğünde, araştırmacılar bu tehlikenin diğer aşılara kıyasla çok daha düşük olduğunu düşünüyor.

Kaech’in söylediğine göre Moderna ve Pfizer/BioNTech aşılarının bu başarısı, daha fazla mRNA aşısının geliştirilmesine zemin hazırlayabilir; hem yeni ortaya çıkan hastalıklara, hem de kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara karşı… Kansere yönelik aşı terapisi önleyici olmaz fakat bağışıklık hücrelerini harekete geçirip, bir hastanın tümörüne karşı cevap vermelerini sağlayabilir (kanser hücrelerinin, kansersiz emsallerinde bulunmayan yüzey proteinlerine dayalı şekilde).

“Bence bu konunun ve en azından koronavirüsler konusunda bu aşıların sahip olabileceği başarıyı görmenin heyecan verici kısmı; büyük miktarda çokyönlülük sunmaları ve üretmenin oldukça kolay olması” diyor. “Bu yüzden, gelecekte üzerinde çalışabileceğimiz yepyeni türden aşılama ürünlerinin olması heyecan verici.”

Yazar: Maddie Bender/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

admin

admin

Talebemektebi bir sevdanın hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »