5 Haziran Çevre Günü… Peki çevre olarak ne durumdayız?

5 Haziran Çevre Günü… Peki çevre olarak ne durumdayız?
Yazıyı beğendiyseniz lütfen Paylaşın

Meteorolog Bünyamin Sürmeli, geçtiğimiz haftalarda Atlas Dergisi’nin Instagram hesabından Ayşegül Parlayan ile keyifli bir canlı yayın gerçekleştirdi. Koronavirüsün çevresel nedenlerinden, ozon tabakasının delinmesine kadar birçok konu konuşuldu. Tam da 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, o yayını hatırlayalım istedik… Canlı yayının tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz…

“Öncelikle normal hayata ne zaman döneriz bilmiyorum. Bundan önce hayatımızın da çok normal olduğunu söyleyemem. Dünyayı öyle bir hale getirdik ki salgınlar ortadan kalkamıyor. Dünyada zaten adına pandemi demediğimiz pandemiler bundan önce de yaşanıyordu. Koronavirüste yaşadıklarımızın kat ve kat üzerinde her yıl kayıp yaşıyoruz. Neden?”

Koronavirüs sürecinde fabrikaların kapatılması, uçakların uçuş yapmaması havayı nasıl etkiledi?

“Koronavirüs nedeniyle şuan fosil yakıt tüketmiyoruz , çocukluğumuzdaki mis gibi havayı soluyoruz diyoruz. Gösteriler yapan yunusları gördük boğazda ve birçok yerde. Sırf bu hava kirliliği nedeniyle her yıl yüzbinlerce değil milyonlarca insan ölüyor. Biz zaten gözlerimizi kapattığımız pandemiler yaşıyoruz ve zatürre sebebiyle yaşanan 5 yaş altı kayıplar milyonları buluyor.”

“Zatürre ile hava kirliliği arasında bağlantı kurulmuş durumda. Hava kirliliğini de insan oğlunun kendisinin eliyle yaptığını bu süreçte gördük. Evlere çekildik ve hava temizlendi.”

“Yaklaşık yüzde 30’un üzerinde hava temizlenmesinin olduğu yerler var. Hatta yüzde 40’ları bulan yerler oldu neredeyse yarı yarıya. Hava temizlenmesi minimum olarak da yüzde 25’lerde. Washington Üniversitesi’nin yeni çalışmasına göre her yıl hava kirliliği nedeni ile 7 milyon kişinin hayatını kaybettiği öngörülüyor.”

Hava kirliliğinin hayat kalitesini birebir etkilediği zatürre gibi başka hastalıklar var mı?

“Direkt olarak etkilediği kardiyovasküler hastalıklar var. Dünyada birincil ölüm nedenlerinden bir tanesi kalp, kanser, inme, beyin iltihabı ve yaşam kalitesini ciddi ilgilendiren diyabet. Diyabet üzerinden direkt hava kirliliğinin etkisi var. Kaliteyi düşürdüğü gibi insan hayatını sonlandırma nedenlerinden bir tanesi oluyor. Dolayısı ile her can bir dünya. Havanın temizlenmesi ile 1 milyona yakın insan belki de bu sebeple ölmeyecek. İki taraflı kötü bir durum. Bir tarafta insanı tehdit eden pandemi diğeri de ona neden olan başka koşullarla meydana gelen can kayıpları. Ve hiçbirini görmüyor, umursamıyoruz.”

“Bu süreçte biz şunu gördük büyükşehirlerde hava kalitesini etkileyen şeyler sanayinin, endüstrinin olduğu yerler evet ama birincil etken trafik ve çizgisel kaynaklar dediğimiz kaynaklar olduğunu gördük. Son zamanlardaki normale dönüşle beraber hava kalitesinde hemen değişimler oldu. O nedenle belki de bundan sonra bisiklete ağırlık vermeye başlayacağız. Belki daha küçük motorlu, daha az yakıt tüketen ve havaya daha az partikül yayan araçları tercih edeceğiz.”

YAŞAM KALİTEMİZİ ARTTIRMAK İÇİN TEMİZ HAVA ÖNEMLİ

“Şunun farkında olmayız ki temiz hava hayat kalitemizi etkiliyor. Avrupa standartlarına yakın yüksek ömür süreleri oluşmaya ve ülkemizde de yükselmeye başladı. Kadınlarda biraz daha yüksek erkeklerde 75’in üzerine çıkmaya başladı. Ama malesef her ülkenin 50 yaş üzeri yaşam kalitesi aynı değil. Bu zamana kadar nasıl yaşıyoruz? Hava kirliliği ise bunların temel nedenleri.”

“Hava kalitesinin bir de şöyle bir önemi var, diyelim ki bütün dünya fosil yakıt tüketmeye devam etsin. Senin bulunduğun coğrafyadaki hava koşullarını senin değiştirebilme imkanın yok. Mesela sele neden olan hava sistemi İzlanda’dan çıkıp bize geliyor. Ya da kuraklık yaşayacaksak Ekvator’dan 30 derece enlemine kadar oradan büyüyen bir yüksek basınç var sende yağışı engelliyor. Senin ülkenin dışında gerçekleşiyor. Ama hava kalitesi senin düzeltebileceğin bir şey. Bulunduğun yerde havayı kirletici yaymazsan yüksek basınç onu yere basamaz. İklim değişikliği ile meydana gelen sonuçların bir tanesini biz kendimiz değiştirebiliriz. Onun dışında bütün dünya küresel olarak taşın atlına elini koyması gerekiyor. O nedenle Amerika’nın Paris İklim Anlaşması’ndan çıkıp çıkmaması önemliydi. Çin’in kömüre tekrar dönüp dönmeyeceği önemliydi. Çünkü bütün dünya bundan etkileniyor. Biz de buradan payımızı alıyoruz.”

BİSİKLET KULLANIMI ARTTIRILMALI 

“Şehirlerdeki en büyük hava kirliliğinin nedeni araçlar. Araçlarla trafiğe çıkmak hiçbir devlet politikası değil. Bisiklet yolları yok diyebilirsiniz. Ama sahilde ve birçok yerde bisiklet yolları yapıldı. Karar mercileri bisiklete biraz daha ağırlık verirse gerçekten temiz hava kalitesi yükselebilir. Bunun için küresel ısınmanın önüne geçelim evet ama önce yerel kalitemizi yüksek tutalım.”

VİRÜSLERİN DAHA FAZLA ORTAYA ÇIKMASININ İLK NEDENİ: ORMANLARI YOK ETMEK

“Şuan yaşadığımız salgının da önemli nedenlerinden bir tanesi bu. Toplamda 3 ana nedeni var. Birinci neden, ormanların yok olmasıyla hayvan türlerinin birbirine çok yakın yaşaması ve aynı alandan beslenmesi. Ormanlarımız yanıyor ve ciddi kayıplar var. Avustralya’daki yangını gördük Güney Amerika’daki yangınları gördük. Yunanistan’daki yangınları görüyoruz. Bizdeki yangınları görüyoruz. Dünyanın birçok yerinde yanma durumu var ve bu durum doğal yaşamın oyuncularını temas ettiriyor. Ormanlar ayrı ayrı canlılara yaşam alanları sunarken, ormanların yok olması bu türleri bir araya getiriyor. Her zamanki rutin beslenmelerini yapamıyorlar. Hastalıkları artıyor. Bakterileri ve virüsleri artmaya başlıyor. İnsanoğlu daha fazla doğaya girdiği için bu zonatik dediğimiz insandan hayvana hayvandan insan geçen hastalıklarla daha fazla temas halinde oluyoruz. Daha fazla virüs geçişleri olmasının bir nedeni bu.”

“İkinci neden ise, küresel ısınmaya bağlı olarak göçlerin artması. Küresel ısınmaya her canlının verdiği tepki farklı. Sürekli bir yere koşan  biri kaplumbağa hızında , biri çita hızında, biri yılan hızında ilerleyen canlılar düşünelim. Bunların birbirleri ile olan temasını düşünelim. Birbirine temas eden canlı sayısı artmaya başlıyor. Dünyada konfor alanındaki yerler azaldığı için birçok canlı aynı alanı tercih etmek zorunda kalıyor.”

DONUK TOPRAKLARIN ÇÖZÜLMESİ DE VİRÜSLERİ ORTAYA ÇIKARTIYOR 

“Üçüncü neden ise, en korkunç olanı ve o da yeni ortaya çıkmaya başladı. Donuk toprakların çözülmesi. Permafrostlar çözülüyor ve o çözülme ile birlikte on binlerce yüzbinlerce belki milyonlarca yıldır buzulların altında yatan virüsler, bakteriler açığa çıkmaya başlıyor. Bu da son risk.”

OZON TABAKASINDAKİ DELİK KAPANIYOR MU?

“Orada bir yanlış anlaşılma var. Ozon tabakasının kapanması Kuzey Kutbu’nda meydana geldi. Ozon deliği vardı o kapanmaya başladı diye bir durum yok. Orada dönemsel bir ozon deliği oluştu, o kapandı. Bu bize ne anlatıyor? Normalde ozon seyrelmesini biz Güney Yarım Küre’de görüyoruz. Kutupta 1900’lerin sonlarında 2000’lere kadar ozonun seyrelmesi rutin frekanstaydı her zaman olduğu gibi. 2000’lerden sonra dalgalanma büyümeye başlıyor. En son 2011’de derin bir araştırma yapılıyor. En son bu yıl Nisan’da 2011’dekinden daha büyük bir seyrelme görüldü. Hatta 18 km’nin üzerinde neredeyse ozon kalmadı. Buradaki mesele bu. Bizim için pozitif bir şey değil. Niçin açıldığı problem.”

“Yukarı seviyedeki ozon çok önemli. 3 tane a, b ve c olarak ultraviyolemiz var. Ultraviyole a geliyor, ultraviyole b ozon tarafından süzülüyor, ultraviyole c ise tamamen bir bariyer oluşturuyor. Yani yere inmesine izin vermiyor. Yere inerse canlı bırakmıyor. Ozondaki seyrelmeler arttıkça yaşam alanlarını daha çok tehdit edecek.”

HAVA DURUMUNDA NORMALİN ÜSTÜNDE NE DEMEK? 

“Bugüne bakacak olursak küresel ısınma ve onun getirdiği sıcaklıklar bugünün normali. Normal dediğimiz geçmişe doğru 30 yıllık, 40 yıllık veriyi alıyorsun onun ortalamasını çıkartıyorsun ve normalin 5 derece altında ya da üstünde diyoruz. Bizim ülkemizde ve başka ülkelerde bugünün normali artık 30 yıl öncesinin normali değil. Normal sürekli yükseliyor. Yani bir bölgenin ortalaması. Mesela bu sene bahardan yaza geçişte normalin üstüne çıktık. Antalya Mayıs’ın ortasında 43 dereceyi ölçtü. İstanbul 33 dereceyi ölçtü. Mayıs ayında Muğla, Antalya, Bursa, İzmir’de, Afyon’da rekorlar kırıldı. İlklim değişikliğinin getirdiği başlıklardan birisi de ısı dalgaları. Isı dalgaları da bize mevsimsiz havalar getiriyor. Bir nedeni de buzulları eritmemiz. Oradan soğuk havalar daha fazla kopar hale geliyor.”

TÜRKİYE’NİN 50 YIL SONRAKİ HAVA İKLİMİNİ NASIL GÖRÜYORUZ, ÇÖLLEŞME OLACAK MI? 

“Problemler 50 yıl kadar uzak değil 2- 3 yıl sonrasını konuşmak gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Meteoroloji Örgütü 2030’a işaret ediyor. Yaşadığımız sıra dışılıklar artık öyle uzaklarda değil bu birincisi. İkincisi bazı çalışmalar 100 yılın sonu için, bazı çalışmalar 100 yılın ortası için, bazı çalışmalar ise önümüzdeki 10 yıl için yapılıyor. Ama bizde ozondaki yanılsama gibi burada da şöyle bir yanlış anlaşılma ortaya çıkıyor. Biz sanıyoruz ki 100 yılın sonuna kadar sıcaklar 4 derece artacak dediğimizde bir anda termostat 100 yılın sonunda 4 derece çıkacak. Öyle olmuyor. O zamana kadar artış var ama dünya o sırada yalpalamalar yaşıyor. Mühim olan oraya kadar giden olaylar.”

Geçmiş dönemde sıra dışı beklemediğin entresan hava olayları oldu mu?

“Birkaç tane şahit oldum ve üzücüydü. Ama benim gözlemlediğim ve ürküten ısı dalgaları. Isı dalgaları malesef bize Akdeniz’den su hortumlarını getiriyor. Süper hücreleri arttırıyor. Önümüzdeki zamanlarda da artacak.”

Ayşegül Parlayan ve Meteorolog Bünyamin Sürmeli söyleşisinin geri kalanı aşağıdaki videoda yer alıyor:

admin

admin

Talebemektebi bir sevdanın hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »